REANKARNASYON

Arap Alevileri'nin inanç nitelikleri.

REANKARNASYON

İleti Ebu Semir 02 Nisan 2008, 17:38

Cenab-ı Allah, adaleti emrediyor, fakat acaba kendisi adaletli mi? Muhakkak ki adaletlidir. Bundan şüphemiz dahi olamaz. Biz her gün etrafımızda pek çok olay görüyoruz. Bunların içersinde alabildiğine zengin, malının mülkünün hesabını bilmeyen insanlar; diğer tarafta da sabahtan akşama sofrasında bir lokma bulamayan fakir insanlar.

Yine evin başköşesinde yatırılan, yemekleri yurt dışından gelen ve en pahalı kuaförlerde bakımı yapılan köpekler, diğer tarafta da sokaklarda bir parça kemiği dahi bulamayan köpekleri düşünün. insanların kimileri alabildiğine sıhhatli, kimileri, hasta, kimileri topal, kimileri kör veya sağır. Afrika’nın bazı ülkelerinde görüyoruz ki insanlar, bir deri bir kemik, yarı ölü yarı diri. Bütün bunlar Allah’ın yaratıklarıdır. Bir zengin düşünün malının hesabını bilemiyor. Malından fakir fukaraya bol bol dağıtıyor, hayır işlerinde adeta yarışıyor.

Namazı kılıyor, zekatı veriyor, hacca gidiyor, şeriatın tüm farz ve sünnetlerini yerine getiriyor. Diğer tarafta da bir fakir var ki, Hint fakirlerinden de fakir. Allah’ın kendisini ne için böyle yarattığına küfür edip duruyor. Bulursa yiyor, bulamazsa aç yatıyor. Gerektiğinde çalıyor, karnını doyurabilmek için her türlü edepsizliği yapıyor. Farz edelim ki bu iki şahıs, bu âlemden gittiler, Hakk’ın huzurunda hesaba çekildiler.

Haklı olarak zengin kimse, Cenab-ı Allah’ın tüm buyruklarını yerine getirmiş olduğu için ebedî olarak cennete gidecek, fakir ise hiç şüphe yok ki ebedî olarak cehenneme gidecektir, çünkü her gün Allah’a isyan edip duruyordu. Bu durumda Allah adaletli bir iş yapmış olur mu? Hayır olmaz! Neden olmaz? Çünkü Allah, adaletsiz iş yapmaz da ondan.

Mesela fakir adam, Cenab-ı Allah’a şöyle dese: “Bu zengin kimse, senin ona verdiğin ihsanları, dilediği gibi kullanırken, ben sefaletin, perişanlığın ve açlığın içersinde pençeleşiyordum. O her türlü ihtişamın içersinde yüzerken, sıcacık yatağında yatarken, ben tabiatın soğuk ve sıcak günlerinde sokaklarda yaşam mücadelesi veriyordum. Sabahtan akşama kadar inşaatlarda veya buna benzer işlerde yiyecek ekmeğimi dahi zor kazanıyordum. Madem ki çok adaletli isen, önce beni de bu kârun kadar zengin yaptığın kimsenin durumuna getir. Eğer ben de onun yaptığı gibi, kulluk vazifemi yerine getirmezsem, o vakit beni istediğin gibi yargıla. Ben zaten dünya hayatımda cehennem hayatı yaşadım. Bunu bana bir de burada mı yaşatacaksın?” dese ve şöyle devam etse: “O kârun kadar zengin kimseyi de benim dünyada iken çektiğim sıkıntılara sok ve onun nasıl davranacağını bir gör bakalım. O da aynı benim yaptığımı yapmayacak mı dese, acaba haksız mıdır?

Veya Cenab-ı Allah, zengin kuluna şöyle dese: “Ey kulum! Sen dünya hayatında iken cennet hayatı yaşadın, burada seni cehenneme atayım da adalet yerini bulsun”; fakir kuluna da: “Ey kulum! Sen dünya hayatında çok çektin, gel seni cennetime koyayım da hak yerine gelsin der mi acaba?” hayır demez. O yüce yaratan öyle bir düzen kurmuş ki, hiçbir kimse haksızlığa uğramayacaktır. O Kuran’da her şeyi açık seçik insanlara bildirmiştir. Aşağıdaki Kuran ayetlerine bir bakalım ne diyor: Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O’na döndürülürsünüz. (Rum Suresi, 11. Ayet)

Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz? Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O’na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 28. Ayet)

Onlar: “Ey Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir başka yol daha var mı?” (Mümin Suresi, 11 .Ayet)

Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O’na döndürülecekler. (En’am Suresi, 36. Ayet)

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım.Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durdum. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz! (Yunus Suresi, 16. Ayet)

Yine Kuran’da: “Ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz. Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız” (Vakıa Suresi, 60, 61, 62) deniyor.

Senin o Ganî Rabbin rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi bir başka topluluğun soyundan yeniden vücuda getirir. (En’am Suresi, 133) Yine Kuran’da: iki taraf arasında bir perde, A’raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları hâlde henüz ona girememiş olanlara şöyle seslenirler: “Selam size!” (A’raf Suresi, 46)

A’raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: “Ne bir araya gelmeniz ne de büyüklük taslamınız size hiçbir yarar sağlamaz.” (A’raf Suresi, 48)

Bu ayetlerde geçen A’raf halkı hakkında pek çok tartışmalar yapılmıştır. A’raftaki erlerin kimler olduğunda ihtilaf vardır. Bu konu hakkında Hasan Basri Hazretlerine sorulduğunda elini dizine vurarak: “Tanrı onları, cennet ve cehennem ehlini tanıtmak için oraya koymuştur. Onlar bunları birbirinden ayırd ederler; “andolsun Tanrı’ya, belki de onlardan olanlar, şimdi şu evde bizimle beraberdir” (Mecmâ’, I. S. 429) demişti.

Tenasüh ile ilgili olarak bir de Yunus’un şu sözlerine bakalım:

Nice kez geldim gittim delim sûret yarattım

Bu şimdiki sûrette Yunus olup dûr idim.



Ben bu sûretten ileri adım Yunus değil iken

Ben ol idim ol ben idim bu aşkı sunanda idim.



Düşünün bir kere, eğer ruh, sadece bir kere dünyaya gelip, buradaki ameline göre kıyamet gününü bekleyip cennete veya cehenneme gidecekse, tekamül etmek üzere bir daha bu dünyaya gelmeyecek ise, Allah’ın adaleti nerededir? Yukarıda zengin kimse ile fakir adamın durumunu gördük, devrana girip ruh kemâle erişinceye kadar tekrar tekrar gidip gelmeyecekse, haksızlık olmaz mı?

Kuran ayetlerini incelediğimiz de şunu görüyoruz: Allah yaratışa başlıyor. Sonra onu varlık alanından çekip alıyor ve tekrar yaratıyor. En sonunda yine kendisine döndürüyor. Dikkat ederseniz Bakara Sûresi 28’de: “Sizi balçıktan veya bir damla sudan yarattım” demiyor. Siz ölülerdiniz O, sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Sonunda O’na döndürüleceksiniz deniyor. Burada üç defa öldürüyor ve diriltiyor.

1- Siz ölülerdiniz,

2- O, sizi diriltti,

3- Sizi yine öldürecek,

4- Ve sonra diriltecektir,

5- Sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Burada çok açık olarak şunu görüyoruz. Ruh, bir defaya mahsus dünyaya gelip gitmiyor. Ruh, kemâle erişinceye kadar devrana giriyor, defalarca gidip geliyor, ancak kesinlikle bir önceki hayatını hatırlamıyor. Bir de yukarıda verdiğim Mü’min sûresi 11 de iki kez öldürülüp diriltilen ve tekrar diriltilmeyi bekleyen topluluktan söz ediliyor. Burada bazı insanların ikinci ve üçüncü kez bedenlenerek dünyaya gelmeyi bekledikleri görülüyor. Yine yukurıda zengin kimse ile fakir adamın hikayesini anlattım. Zengin olan o kimse, bu dünyaya pek çok gitmiş gelmiş, Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmıştır. O’nun sayısız lutfuna ve nimetlerine nail olmuş ki, nimetleri ve bu dünya üzerindeki zamanını gereği gibi kullanmasını bilmiştir. O kimse ruhunu kemâle erdirmiş ve Allah’ın rızasını kazanarak cennete gitmeye hak kazanmıştır.

Fakir adama gelince, o daha pek çok gidip gelecek, ta ki, ruhunu kemâle erdirebilsin. Yukarıdaki beyitlerde Yunus: “Nice kez değişik suretlerde ve değişik isimlerde geldim gittim. Bugün kü suretimde bana Yunus dediler” diyor. Yine: “Bu suretimden önce adım Yunus değil iken, ben o idim, o ben idim” diyerek “tenasüh” ten haber veriyor. Yukarıda söylediğıim gibi, tenasüh konusu, bugüne kadar pek çok kimseler tarafından tartışma konusu olmuş ve pek çok mezhep ve tarikat ehli kimseler bu konuyla ilgilenmişlerdir.
En son Federal tarafından, 06 Ağustos 2010, 20:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Sebep: Başlığın düzeltilmesi
Ebu Semir
 
İleti: 142
Kayıt: 30 Aralık 2007, 22:59
Konum: Mersin

İleti ensar 07 Mayıs 2008, 00:19

selam aleyküm.

elinize sağlık birbirinden güzel yorumlar bende bildiğim bir kaç noktayı paylaşayım sizinle.

arkadaş kurandaki kanıtını sormuş:

bazı şeyler vardır ki kuranda açık açık zikredilmez ki bu da kuranı kerimin şu ayetile sabittir:

Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı muhkem (kesin anlamlı)olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları müteşabih (benzeşik) olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah ve İlimde derinleşmiş olanlar bilirler onlar da: "İnandık, hepsi Rabbimizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez. (her ne kadar bazı sünni alimler "onların anlamını ancak Allah bilir" diye yorumlasalar da bu kuranın mesajına ve arapça lügatına aykırı düşmektedir, ilerde gerekirse bu konuyu açarız)

Bu haliyle reenkarnasyon islam şeriatını oluşturan kavramlardan olmadığından, muhkem ayetler içinde bulunmaz ve onu ancak ilimde derinleşenlerin yorumlarından anlayabiliriz, onlarda ehlibeyt imamlarıdır (aleyhimel selam) ..


Bildiğiniz gibi bizim reenkarnasyon inancımızda kafirlerin hayvana dönüştürülmesi inancı vardır. Bu inanç diğer inançlarda -mesela hinduizmde olduğu gibi- anarşik yani düzensiz bir periyod izlemez, başka inançlarda herhangi bir insan sebepsizce hayvan kılığına girebilir, çünkü onlara göre doğa komplike bir yapı oluşturur ve insan ile hayvan arasında herhangi bir değer farkı yoktur.

Bizde ise bir insan Ancak Allaha karşı gelip büyük günahları işlerse kaçınılmaz olarak hayvana dönüştürülerek cezalandırlır. Buna kanıtımız ise, tin suresinde bulunmaktadır.

Allahu teala o surede buyuru ki:

Andolsun o incire, o zeytine

Ve sina dağına

ve bu güvenli beldeye ki

Biz insanı en güzel biçimde yarattık

Sonra da aşağıların aşağısına çevirdik

Ancak iman edip yararlı işler yapan kimseler başka; onlar için kesilmez bir mükafat vardır...


Bu ayetlerde Allah, insanı en güzel biçimde ve takvimde yarattığını ve sonra onu esfelel sefiline yani aşağıların aşağısına çevirdik diye buyurmuştur. Bizim aldığımız ilimlere göre aşağıların aşağısı İnsan makamının altındaki canlı türleridir. yine her ne kadar malum alimler bundan kastın insanın yaşlanınca yüzünün şeklinin bozulması olarak yorumlasalar da yine ayetin mesajına terstir, çünkü diğer ayette, iman edip yararlı işler yapanların bu uygulama ve akibetten muaf olduklarını buyurmaktdır. Bu durumda onların yorumuna göre müminlerin de ihtiyarlamamaları gerekir. KJonuya dönersek bu ayet Allah'ın kafirleri insan kimliğinin altındaki kimliklere döndürdüğüdür bu da hayvan kimliğidir.


Diğer bir ayette(yukarıdan alıntıladım):

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,"

"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.


Burada hesabı görülüp cehenneme gönderilen bir varlık Allahtan tekrar dünyaya geri gönderilip hayırlı amel işlemesi için fırsat vermesini istemekte Allah ise bu talebi redetmektedir ve kıyamet gününe kadar onu tekrar dünyaya amel edecek sıfatta gelmesini engelleyecek bir berzeh olduğunu belirtmektedir, işte o berzah denilen şey O'nun tekrar dünyaya insan olarak gelmesini engelleyen engeldir.
Aynı zamanda bu ayet insanın öldükten sonra hesabının görülmeden bir kuyuda bekletildiğini iddia edenlere güzel bir cevap niteliğindedir.


De ki: "Allah yanında cezaca bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın la'net ettiği, gazabına uğrattığı, kendilerini maymunlara ve domuzlara dönüştürdüğü kimselerle Tağut'a tapanlar, işte bunlar, yerleri en kötü yer olan ve doğru yoldan en çok sapanlardır." maide suresi 60. ayet

Burada Allahu teala kendine karşı gelenlerdi maymun ve domuza çevirdiğini açıkça beyan etmektedir. Ama malum alimler buna da kılıf uydurmaya çalışmaktalar..

Tabii kötü amel işleyenlere bu tür cezalar varken, iyi amel işleyenlere ne var?

Amellerine göre iyiliklerini artırmak amacı ile güzel bir makamda tekrar insan olarak gelir ve günahlardan arınp tekamüle ulaşırlar kimileri de yasin suresinde buyurulduğu gibi:
26. Denildi ki: "Haydi. gir cennete!" O: "Ah ne olurdu, kavmim bilseydi

27. Rabbimin benim ne günahlarımı bağışlayıp ikram olunan kullarından kıldığını."

. benden şimdilik bu kadar.


sağlıcakla kalın..
ensar
 
İleti: 45
Kayıt: 18 Ocak 2008, 01:03
Konum: ORTADOĞUNUN ORTASI

Tekrar Dünyaya Gelme ve Önceki Hayata Dair Bir Soru

İleti Volkan 12 Ocak 2010, 11:35

Öncelikle Allah (c.c.) hepinizi korusun ve gününüz nur dolsun. Benim bir sorum olacaktı, o başlığa yazmak istedim ama konu kilitli olduğu için yazamadım. "Reenkarnasyon" başlığında Ebu Semir çok güzel bir paylaşım yapmış, Allah (c.c.) kendisinden razı olsun. Şu hikayeden sonra kafama hep takılan ama bir türlü sorma fırsatımın olmadığı soruyu soracağım;

Cenab-ı Allah, adaleti emrediyor, fakat acaba kendisi adaletli mi? Muhakkak ki adaletlidir. Bundan şüphemiz dahi olamaz. Biz her gün etrafımızda pek çok olay görüyoruz. Bunların içersinde alabildiğine zengin, malının mülkünün hesabını bilmeyen insanlar; diğer tarafta da sabahtan akşama sofrasında bir lokma bulamayan fakir insanlar.

Yine evin başköşesinde yatırılan, yemekleri yurt dışından gelen ve en pahalı kuaförlerde bakımı yapılan köpekler, diğer tarafta da sokaklarda bir parça kemiği dahi bulamayan köpekleri düşünün. insanların kimileri alabildiğine sıhhatli, kimileri, hasta, kimileri topal, kimileri kör veya sağır. Afrika’nın bazı ülkelerinde görüyoruz ki insanlar, bir deri bir kemik, yarı ölü yarı diri. Bütün bunlar Allah’ın yaratıklarıdır. Bir zengin düşünün malının hesabını bilemiyor. Malından fakir fukaraya bol bol dağıtıyor, hayır işlerinde adeta yarışıyor.

Namazı kılıyor, zekatı veriyor, hacca gidiyor, şeriatın tüm farz ve sünnetlerini yerine getiriyor. Diğer tarafta da bir fakir var ki, Hint fakirlerinden de fakir. Allah’ın kendisini ne için böyle yarattığına küfür edip duruyor. Bulursa yiyor, bulamazsa aç yatıyor. Gerektiğinde çalıyor, karnını doyurabilmek için her türlü edepsizliği yapıyor. Farz edelim ki bu iki şahıs, bu âlemden gittiler, Hakk’ın huzurunda hesaba çekildiler.

Haklı olarak zengin kimse, Cenab-ı Allah’ın tüm buyruklarını yerine getirmiş olduğu için ebedî olarak cennete gidecek, fakir ise hiç şüphe yok ki ebedî olarak cehenneme gidecektir, çünkü her gün Allah’a isyan edip duruyordu. Bu durumda Allah adaletli bir iş yapmış olur mu? Hayır olmaz! Neden olmaz? Çünkü Allah, adaletsiz iş yapmaz da ondan.

Mesela fakir adam, Cenab-ı Allah’a şöyle dese: “Bu zengin kimse, senin ona verdiğin ihsanları, dilediği gibi kullanırken, ben sefaletin, perişanlığın ve açlığın içersinde pençeleşiyordum. O her türlü ihtişamın içersinde yüzerken, sıcacık yatağında yatarken, ben tabiatın soğuk ve sıcak günlerinde sokaklarda yaşam mücadelesi veriyordum. Sabahtan akşama kadar inşaatlarda veya buna benzer işlerde yiyecek ekmeğimi dahi zor kazanıyordum. Madem ki çok adaletli isen, önce beni de bu kârun kadar zengin yaptığın kimsenin durumuna getir. Eğer ben de onun yaptığı gibi, kulluk vazifemi yerine getirmezsem, o vakit beni istediğin gibi yargıla. Ben zaten dünya hayatımda cehennem hayatı yaşadım. Bunu bana bir de burada mı yaşatacaksın?” dese ve şöyle devam etse: “O kârun kadar zengin kimseyi de benim dünyada iken çektiğim sıkıntılara sok ve onun nasıl davranacağını bir gör bakalım. O da aynı benim yaptığımı yapmayacak mı dese, acaba haksız mıdır?

Veya Cenab-ı Allah, zengin kuluna şöyle dese: “Ey kulum! Sen dünya hayatında iken cennet hayatı yaşadın, burada seni cehenneme atayım da adalet yerini bulsun”; fakir kuluna da: “Ey kulum! Sen dünya hayatında çok çektin, gel seni cennetime koyayım da hak yerine gelsin der mi acaba?” hayır demez. O yüce yaratan öyle bir düzen kurmuş ki, hiçbir kimse haksızlığa uğramayacaktır.


Sorum şu: Bu dünyada Allah'ın (c.c.) emirlerini yerine geitrmiş bir kul ele alalım. Bu kul bizim inancımıza göre salih ameller işlediği için, Allah'ın (c.c.) emirlerine sadık kaldığı için eğer Allah dilerse tekrar dünyaya insan olarak dönecektir, tıpkı müminlerin dışında olanların bir hayvan olarak geleceği gibi. Benim kafam şurada karışıyor, bu kul tekrar dünyaya döndüğünde ya önceki hayatında olduğu gibi mümin bir kul olmazsa? O zaman ne olur? Bu konuda beni aydınlatır mısınız? Yanlış bir cümlem olduysa ya da kusur ettiysem affedin...

Allah'ın tüm müminleri bağışlaması dileği ile...
Volkan
 
İleti: 0
Kayıt: 10 Ocak 2010, 21:29

Re: REENKARNASYON

İleti Federal 12 Ocak 2010, 19:51

Benim kafam şurada karışıyor, bu kul tekrar dünyaya döndüğünde ya önceki hayatında olduğu gibi mümin bir kul olmazsa? O zaman ne olur? Bu konuda beni aydınlatır mısınız?


Değerli kardeşim,

Şunu unutma ki herşey özüne döner, mümin bir kul her zaman mümindir, kafir bir kul ise her zaman kafirdir.
Mümin bir ruh kafir bir ailenin yanında dünya ya gelsede doğru yolu bulup iman eder, kafir bir ruhsa mümin bir ailede gelsede yine inkar eder.
Siz istediğiniz kadar iman etmeyen birini inandırmaya çalışın, istediğiniz kanıtları koyun yinede inanmaz çünkü onun özü budur.
Allah (c.c) mümin kuluna yardım eder, kafirlere ise yardım etmez.

(NOT: sizi daha fazla aydınlatmak isterdim, ama uygun olmayacağını düşündüğüm için kısaca anlatmaya çalıştım, diğer kardeşlerim uygun görürseler daha detaylı yanıt verirler.)

saygılar...

ALLAH BİZİ EHLİ BEYT (A.S) YOLUNDAN AYIRMASIN...
Federal
 
İleti: 55
Kayıt: 15 Eylül 2008, 15:43

Re: REENKARNASYON

İleti Volkan 12 Ocak 2010, 20:06

Değerli Federal kardeşim,

Allah (c.c.) senden razı olsun. Verdiğin cevap için çok teşekkür ederim. Her şeyi anlatıyor.

Allah bizleri Ehl-i Beyt (a.s.) yolundan ayırmasın.
Volkan
 
İleti: 0
Kayıt: 10 Ocak 2010, 21:29

Re: REENKARNASYON

İleti seviyece76 23 Şubat 2010, 21:01

arkadaşım merhaba.
bende araştırmacı bilgili bir arap alevisiyim.yazdıkların gayet güzel.teşekkür ederim.ama bizim sunnilere veya bizim gibi düşünmeyenlere kendimizi ispatlamaya çalışmamamıza hiç gerek yok.
çünkü kuranda onların durumu ile ilgili yüzlerce ayet var.(onların çoğu beyinsizdir,onların çoğu bilmezler,onların çoğu anlayamazlar....)o yüzden biz bu ilmi sadece derecemizi yükseltmek,bilgi alışverişinde bulunmak için aramızda paylaşalım.
site gayet güzel.herşeyin paylaşılmaması şartıyla ve söylenmemesi gereken şeyler söylenmedikçe bence çok hoş sohbetler edilebilinir.
sevgi ile kalın.
seviyece76
 
İleti: 0
Kayıt: 22 Şubat 2010, 17:00

Re: REENKARNASYON

İleti spiders_king 24 Şubat 2010, 01:29

Seviyece76 kardeşim Genel sanal forum kurallarında mailadresi vermek doğru değil diye biliyordum.!!!

Ve ne kadar doğru olursa olsun.

onların çoğu beyinsizdir,onların çoğu bilmezler,onların çoğu anlayamazlar....)
Bu tür sözleri etmememiz gerekiyor. Ehl-i Değiliz.
spiders_king
 
İleti: 1
Kayıt: 06 Ocak 2009, 00:34
Konum: Adana

Re: REENKARNASYON

İleti aleviyyun 24 Şubat 2010, 08:47

Yeniden doğuşu inkar eden ehli sünnet ve ehli şia Kur'an'ın bir çok ayetini görmemezden gelmektedirler. Halbuki ehli sünneti anladıkta (tamamen yanlış yoldalar) peki ehli şia neden inkar ediyor? Yeniden doğuşu teyid eden İmamların hadislerini okudum şia kaynaklarından. Bırakalım o hadilseri şia inancındaki recat olayı bile yeniden doğuşu kanıtlamaya yeterlidir. Şia ya göre kıyametten önce bazı insanlara yeniden doğacaklar. işte buna recat demekteler. halbuki recat demek yeniden doğuş demektir.
aleviyyun
 
İleti: 0
Kayıt: 11 Ocak 2010, 17:07

Re: REENKARNASYON

İleti seviyece76 10 Mart 2010, 17:03

tekrar selamlar. mail adresini sadece nete her zaman giremediğim için iletişim aracı olarak gördüğüm için verdim genel kural ve ön şartlarda mail adresini vermek sakıncalı diye bir ifade verse o zaman özür diliyorum.
benim ifademe gelince
Kuranda Allah kime hitabet edecekse hitabı o şekilde yapıyor.
mesela ey iman edenler diye başlarsa veya ey inananlar diye başlarsa o zaman ehlibeytin velayetine girenleri kapsıyor.
ama gerçekten ne kadar ikna etmeye çalışırsanız çalışın eğer gerçekten anlayamıyorsa o zaman kuranı kerimin ONLARIN ÇOĞU diye başlayan sözlerine laik olursunuz. o sözleri Yüce Allah söylüyor.ben kimseyi ne yerdim ne övdüm ne de bir kitleyi hedef gösterdim.
bu arada bu yaşantısında mü'min olan biri, derecesini yükseltir sınıf atlar ve bir şekilde diğer cildinde Allah onun derecesini yükseltmek için kapı açar.
seviyece76
 
İleti: 0
Kayıt: 22 Şubat 2010, 17:00

Re: REENKARNASYON

İleti anakonda0133 13 Nisan 2010, 23:59

REENKARNASYON OLAYI KURANDA VARDIR SÜNNİLER BUNU İNKAR EDER NEDEN ÇÜNKÜ İŞLERİNE ÖYLE GELİYOR DA ONDAN
reenkarnasyonu birebir yaşayan biri olarak halen kalıntıları vardır bende anlattığımda etrafımdaki kişiler hayretle bakar
SEVİYECE76 KARDEŞİMİZE ŞU KONUDA KATILIYORM SİTE ÇOK GÜZEL AMA SIR OLAYINI DA UNUTMAYALIM HERŞEY BURADA ANLATILAMAZ
şu anda sırdan sapma gibi bir yazıyla karşılaşmadım elbette ama BENİM DE GÖRÜŞÜM AYNI

PEKİ SİZ KARDEŞLERİME ŞU SORUYU SORAYIM : NEDEN BU REENKARNASYON OLAYI TÜRKİYEDE YÜZDE 99U BİZ ARAP ALEVİLERİNDE OLUYOR
bunu araştırdınız mı hiç neden biz diye
anakonda0133
 
İleti: 0
Kayıt: 20 Kasım 2009, 19:30

Re: REENKARNASYON

İleti Federal 14 Nisan 2010, 12:36

PEKİ SİZ KARDEŞLERİME ŞU SORUYU SORAYIM : NEDEN BU REENKARNASYON OLAYI TÜRKİYEDE YÜZDE 99'U BİZ ARAP ALEVİLERİNDE OLUYOR
bunu araştırdınız mı hiç neden biz diye


Değerli kardeşim

Şöyle yanıt vereyim;
Aslında Reenkarnasyon olayı sadece biz Arap Alevilerinde olmuyor, bütün insanlarda bu oluyor, ama çoğu insan hatırlamıyor.
Bizim dışımızdaki toplumlar, özellikle Sünniler reenkarnasyona inanmadıkları için onların ailesinde hatırlayan olsa bile onu susturup unutmasını sağlıyorlar. Biz ise can kulağıyla geçmiş hayatını hatırlayanları dinliyoruz ve anlatmalarına izin veriyoruz.

reenkarnasyonu birebir yaşayan biri olarak halen kalıntıları vardır bende anlattığımda etrafımdaki kişiler hayretle bakar


Reenkarnasyonu birebir yaşayan biri olarak, bizede özet şeklinde anlatabilir misin?
Diğer kardeşlerimize faydalı olacağını düşünüyorum. Ben de merak ediyorum bu arada.... :) 8)

saygılar....
Federal
 
İleti: 55
Kayıt: 15 Eylül 2008, 15:43

Re: REENKARNASYON

İleti anakonda0133 22 Nisan 2010, 01:23

BEN REENKARNASYON KİTAPLARI OKUDUM DÜNYADA EN ÇOK HİNDİSTANDA VAR SONRA BREZİLYA SONRA ARAP BÖLGELERİ
BENİM DEMEK İSTEDĞİM TÜRKİYEDE EN ÇOK REENKARNASYONUN BİZDE GÖRÜNMESİNİ SORDUM ONU DA GÜZEL ŞEKİLDE AÇIKLADINIZ TEBRİKLER..
BENDE OLAYIMI ZEVKLE ANLATRIM HAYYE
ben anne karnında 7 aylıkken annem rüyasında yengesini hastaneye ziyarete gidiyor.Yengesinin odasına giriyor tam yanına yengesinin yanına yaklaşırken ,yengesinin yanında yatan bir hasta adam annemi bileğinden tutuyor ve diyorki :beni sen kurtaracaksın.Annem demiş ben seni tanımıyorm kimsin hemşirelere sormuş bu adama ne oldu böyle? Adamın boynundan sağ koluna kadar yanık izi var arabada yanmış .
Annem bu rüyadan irkilerek uyanıyor
ve rüyasında vücudu yanan adam annemi sağ bileğinden tuttuğu için 3 gün annem elini kaldıramamış ağrısından
VE ben doğduğumda yangından çıkmış bir insanın öksürüğü gibi öksürmüşüm ve o adamın vücudundaki iz var ya boynundan koluna kadar dediğim
işte o benim doğduğum andan beri bende olan bir iz ölene kadar da geçmicek..
VE 5 YAŞINA KADAR DA ANLATMIŞIM 3 ÇOCUĞUM VARMIŞ TRAFİK KAZASINDA 36 YAŞINDA YANARAK ÖLMÜŞÜM DİYE
daha çok var anlatacağım aama burada olmuyor böyle :)


ikinci olay ise amcam 81 yılında tren kazasında öldü kamyon kullanyordu..Amcamın öldüğü gün evren diye biri doğyor evren şu anda benim abimin kaynı oluyor.
Evren doğduğunda dili açıldığında kendi anasına doğurduğu anasına ana demez iki avlu ötede olan bizim avluya gelir benim baba anneme anne anne diye bağırırdı
EN İLGİNÇİ İSE ÖZET OLARAK ANLATYORM
amcam tren kazasında boğazındn darbe alarak vefat ettiği için evren de 10 yaşına kadar hiçbir yara yokken atlet giydirirlermiş 1 dakka sonra atlet kan kırmızısı olurmuş
doktora götürmüşler yara yok bişey yok bakyor boğazından kan gelyor .Doktor şaşırıp kalmış sonra doktor bizden olduğu için hemen anlatmışlar benim amcamı öyle anlamışlar...
BUNLAR EN KISA ÖZET HALİNDE ANLATTIKLARIMDIR YOKSA YAZMAYA BAŞLARSAM DİĞER OLAYLARIMIZI GÜNLER SÜRER.
YANİ EVREN ABİMİN KAYNI ŞU ANDA 30 YAŞINDA
RUHEN BENİM AMCAM HALEN 50 YIL ÖNCEKİ OLAYLARI ANLATYOR BİZİM KÖYDDE ADANADA HERKES HAYRET İÇİNDE KALIR EVRENİN VE BENİM OLAYIMA
adana mürseloğlu köyü araştırma yapacak olan buyursun gelsin
anakonda0133
 
İleti: 0
Kayıt: 20 Kasım 2009, 19:30

Re: REENKARNASYON

İleti Federal 01 Ağustos 2010, 16:29

Şüphesiz her varlık, çevresel faktörlerden etkilenir ama aynı zamanda doğasını korur. Bir altın parçası çamura düşebilir, kirlenebilir, o çamura tamamen bürünerek tanınmaz hale gelebilir, ancak altın olma özelliğini korur. Aynı şekilde bir teneke parçası az veya çok miktarda altın ile kaplanabilir ancak zaman geçtikçe kaplaması yıpranır ve kıymetsiz özü ortaya çıkar.

Toplumumuza baktığımızda mu'min-kafir ayrımını bu nedenle kesin çizgilerle çizmek yanlış olur. Çevresel faktörler, insanın özünü tanınmayacak hale getirecek düzeyde olabilir. İnsanoğlu özü değiştirme yetkisine sahip olmasa da, çamurda bulduğu altın parçalarını yıkayarak asıl özünü ortaya çıkarmakla mükelleftir. Nitekim bu dünyada az veya çok çamura bulanmamış bir tek nefs bulamazsınız.

Şüphesiz reenkarne olan ruhlardan kafir olanlar sonsuza kadar kafirdir ve mu'min olanlar da daima mu'mindir. Yani altın altın kalır, teneke de teneke... Tek fark, altın altın olmayı, teneke de teneke olmayı kendi özgür iradesi ile seçmemiştir, insan ne olacağını kendi seçmiştir.

İnsanların özlerinin değişmez olamayacağını söyleyenler derler ki, ricat eden bir topluluğun kesinkes hayrın ya da şerrin tarafında yer almak üzere dünyaya geleceğini iddia etmek, her insanın Allah’ın yasasına uymak veya uymamak konusunda özgür iradesi ile karar verme yeteneğini red etmekle denktir. Eğer insanlar amellerini özgür iradeleri ile yönlendiremezse cezalandırılmaları da İlahî Adalet mantığına uymaz.

Oysa Subhaneallahu ve Teala kitabında buyurmaktadır ki:

"Dediler ki: Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?" (Mu'min 11)

Birden çok kez ölüp dirilen ruhların özlerinde sabit kalacağını böylece Allah'ın kelamı ile sabittir.

İnsanoğlu olmanın en önemli nimeti ve özelliği özgür iradedir. İnsan seçim yapma yetisine sahiptir. Kalu Bela günü biyat edenler de, inkar edenler de bunu özgür iradeleri ile yaptılar.

İsteseydi Allah inkarcıları o gün helak edebilirdi. Ancak onlara süre verdi. Özgür iradelerini ellerinden almadan onları tekrar tekrar dünyaya gönderdi. Onların bu fırsatı değerlendirmeyeceklerini biliyordu, çünkü özlerini iyi tanıyordu. Ancak "Bize fırsat verilseydi tövbe ederdik" gibi bir bahaneye yer bırakmamayı irade buyurdu.

„Onların, ateşin karşısında durdurulup “Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!” dediklerini bir görsen!.. (27) Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü. Eğer geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar. (2“ (Enam 27-2

Subhaneallahu ve Teala yine buyuruyor ki:
„Onlara, kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku. (175) Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler. (176)“ (Araf 175-176)

Mu'min ruhlar da, çevresel koşullar gereği, belli dönemlerde gerçekten sapacakmış gibi görünebilir, ancak er veya geç doğasına uygun gidişata döner. Bunlar kendi kendilerine inançsız olduğu yalanını söylese de, kalplerinde hep bir arayış vardır.

Su her zaman akmak ister. Akarken karşısına bir engel çıksa durağanlaşır, ancak bir depremin veya başka bir etkenin bu engeli kaldıracağı ve akışa devam edeceği anı kollar. Bazen biriken su o denli fazlalaşır ki, önündeki seddi kendi gücüyle yıkar geçer.

Bu dünyada züğürtken sosyalist olanlar, neredeyse istisnasız, biraz para bulunca kapitalist olmuyor mu? Bu dünyada mazlum olanlar biraz dişlenince zalim olmaya soyunmuyor mu?

Bu dünyada zahir olan ile gizli olan her zaman uyumlu değildir. Bu dünyanın sahteliğinin, yalanlığının eseridir. Ancak diğer yandan hakikat açığa çıkmak ister ve zaman hakikatin lehine çalışır. Er veya geç hakikatler zahir olur.

Mu'min kulların görevi bu bakımdan kafiri mu'min yapmak değil, arayışı sırasında yanlış yollara sapan veya sapma tehlikesi ile karşı karşıya olan mu'min ruha yol göstererek hedefine en hızlı şekilde varmasını sağlamaktır. O siz yardım etmeseniz de er veya geç hedefine varır ancak ona yardım etmeniz ikhvaniyet gereğidir.

Diğer yandan mu'min kul, Allah'ın adaletine vesile olarak şehadet mertebesine ulaşmaya çalışır. Kafire her vesilede samimiyetle el uzatır, reddedileceğini bile bile. Ve hesap günü geldiğinde Allah'ın o kafire karşı şahidlerinden olur!
Federal
 
İleti: 55
Kayıt: 15 Eylül 2008, 15:43

Re: REANKARNASYON

İleti Federal 11 Aralık 2010, 19:58

Son zamanlarda insanoğlunun Dünya’ya tekrar gelmesi ve bu hayattan önce başka bir hayatta yaşamış olması tartışılmakta, gazetelerde ve televizyonlarda daha önceki hayatlarını anlatan kişilerden söz edilmektedir. Anlatılan bu hadiselerin gerçek olup olmadığı bazı kişilerce kabul ve ya reddedildiğini müşahede etmekteyiz.
Bu konuda Allah’a inananlar için tek merci yeri din kitapları ve bunların başında en önemlisi olan kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’dir. Çünkü Kuran-ı Kerim her şeyi bilen yüce Allah’ın kelamıdır.

Acaba Kuran-ı Kerim insanoğlunun Dünya’ya tekrar gelmesi hususunda ne demiştir? Bu fikir Kuran’a uygun mu, değil mi? Bunu titizlikle araştırmak gerekir. Kuran-ı Kerim elbette bu mühim olan hadiseden söz etmiştir. İlk önce, yüce Allah’ın her şeye kadir olduğuna dair Kuran-ı Kerim’de nice ayetler mevcut olduğunu ve yüce Allah’ın adil, yani mutlak bir adalete sahip olduğu iman sahiplerince kabul edilmesi lazımdır. Çünkü Kuran-ı Kerim’de yüce Allah’ın zerreye bile mükâfat edeceği ve ya hesap soracağı malumdur.
“Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez, kulun yaptığı iş eğer bir kötülük ise onun cezasını adaletle verir, İyilik olursa onu katlar, kat kat arttırır kendinden de büyük mükâfat verir.” (Nisa S. 40)

Yüce Allah’ın katında zerre kadar zulüm yoksa ve mutlak bir adalete sahipse derin derin düşünmek gerekir.
Dünya’da yaşayan insanların farklı yaşantılarında, ahvallerinde, sıhhatlerinde, zenginlik ve fakirliklerinde, makam ve mevki sahipliklerinde epey fark müşahede etmekteyiz. Nitekim yüce Allah’ın mutlak bir adalet sahibi olduğuna inanıyorsak, bu değişik hayatın farklı olmasının elbette bir sebebi vardır.
Kuran-ı Kerim bu farklı hayat şekli, insanların birbirinden farklı huzur ve saadetlerinin sebepleri için neler buyurmaktadır?
“Vemê asâbeküm min musiybetin Febime kesebet eydiyküm ve ya-fuu an kesiyr”
(Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah çoğunu affeder.)
(Şura Süresi 30)

“Veme kûnne muazzibiyne hatte neb-âsa resuvle”
(Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz.)
(İsra Süresi 15)
Cenab-ı Hak Teâlâ bu ayeti kerimede her hangi bir kimseye peygamber göndermedikçe azap etmeyeceğini kesin bir şekilde ifade etmektedir. Düşünün, kesilen hayvanlara ve bütün azap edilenlere resul gelmiş mi? Bu nasıl izah edilebilir? Ama belirttiğimiz Kuran ayetlerini tetkik edersek meseleyi rahatlıkla çözebiliriz.

Dünya’ya sakat, muhtaç, hasta, fakir, çirkin gelen çocukların işledikleri suçlar acaba nedir?
Yüce Allah mutlak bir adalete sahip olduğundan, suçsuz hiç kimseyi cezalandırmayacağı kesindir. Bu durumda doğan çocukların bu hayattan önce başka bir hayat yaşamadan bu gibi musibetlere maruz kalmalarının yüce Allah’ın adaletine uygun gelmesi mümkün değildir.
Ayrıca erken ölen çocukların akıbetleri ne olabilir? Bunlara hayat fırsatı verilerek imtihandan geçmemişlerdir. İyi amelsiz hiç kimse cenneti hak etmeyeceği gibi, kötü amelsiz hiç kimsede cehenneme giremez. Yüce Allah hiç kimseye zulüm etmez.

“Lakad halaknal-insena fi ahseni takvim summe reddednehu esfele sêfilin”
(Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına geri çevirdik. Fakat iman edip salih amel işleyenler hariçtir.)
(Tin Süresi, 4-5-6)

Bu ayeti kerimeyi taassupsuz ve düşünerek tefsir edecek olursak, istenilen manayı elde etmiş oluruz. Şöyle ki, insanoğlunun görünen canlılar arasında en güzel ve en mükemmel bir şekilde yaratıldığını kabul etmekteyiz. “summa reddednehu esfele sêfilin” (Sonra onu aşağıların aşağısına geri çevirdik) cümlesi en güzel ve en mükemmel biçimde yaratılan o insanın aşağıların aşağısına geri çevrildiğini ifade edilmektedir. Malumdur ki aşağıların aşağısına geri çevrilenler, iman etmeyenler ile kötü amel işleyenlerdir.
Aşağıların aşağısına geri çevirdik, cümlesini bazı müfessirler insanoğlunun o güzel biçimden düşerek, zayıflayıp ihtiyarlaması olarak yorumlamaktadırlar. Fakat şu var ki ayeti kerime iman edenlerle salih amel işleyenleri ayırmaktadır. Hâlbuki ihtiyarlık, zayıf düşme ve değişme durumları herkes için geçerlidir.

“Onlar kendilerine verilen öğütleri unutunca, yapmakta oldukları kötülükten ötürü şiddetli bir azap ile cezalandırdık. Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara adi maymunlar olunuz dedik.” ( Araf süresi 165-166)

İşte Allah’a iman etmeyenin ve yüce Allah’ın emirlerine karşı gelenlerin aşağıların aşağısına geri çevrilmeleri budur. Yüce Allah’ın bu hükmünün geçmiş kavimlere geçerli olduğunu söyleyenler varsa, onlara şunu sormak lazım. Acaba Allah’ın hükmü zamandan zamana değişir mi?

“Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye böyle yapıyoruz.” (Vakıa süresi 60-61)

İşte bu ayete istisnaden kesin bir şekilde insanoğlunun dünyaya tekrar geleceğine, fakat bilemeyeceği bir yaratılışla var edileceği kesin bir şekilde ifade edilmektedir.
Yüce Allah adildir ve hiç kimseye zulmü yoktur. Hiç kimseyi suç işlemeden cezalandırmayacağını belirtmiştir.

“Allah’ın önceden geçen milletler hakkındaki kanunu budur. Allah’ın kanununu değiştirmeye asla imkân bulamazsınız.” (Ahzap süresi 62)

“Eğer dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi ne de geri dönebilirlerdi” (Yasin süresi 67)

“Ey ehli kitap! Biz birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden yahut onları cumartesi adamları gibi lanetlemeden önce size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize (kitaba) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir” (Nisa süresi 47)

Bu ayeti kerimelerden elde edilen manalar, yüce Allah’a inanmayan ve emirlerine karşı gelip de kötü amel işleyenlere gerek aşağıların aşağısına geri çevrilmeleri, gerek adi maymunlar olmaları, gerek yüzleri silinerek dümdüz edilip arkalarına çevrilmeleri, gerekse cumartesi adamları gibi Allah’ın lanetine uğramaları, hak ettikleri cezaya çarptırılıp hayvan kılığına bürünmelerinden başka ne olabilir?

ÖLÜ KİME VE NEYE DENİR?
Önceden bir hayat sahibi ve ya herhangi bir canlı, o hayatı ve ya o canı kaybetmeden ona ölü diyebilir miyiz? Hayır. Çünkü ölü, kelime tabiri ile belli bir hayatın nihayetinde olur.
“Hüvellezi yuhyi ve yumiyt ve ileyhi turca’un”
(o hem diriltir, hem de öldürür ve yalnız ona döndürüleceksiniz)
(Yunus Süresi 6)
Anlamı her şeye kadir olan yüce Allah geçmişte olduğu gibi şimdi de ve gelecekte de ihya etmektedir. Bu mana kesin bir şekilde sabittir. Kuran-ı Kerim’de bu manada 15’ten fazla ayet mevcuttur. Diğer bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:
“Nasıl Allah’a küfrediyorsunuz? Siz ölü iken sizi diriltti, ondan sonra o sizi öldürecek tekrar o sizi diriltecek ve tekrar ona döndürüleceksiniz” (Bakara Süresi 28)
Bundan anlaşılıyor ki öldürmek demek bir hayatın sona erdirilmesi, diriltmekte ölü olan bir canlıyı ihya etmek demektir. Diriltmek, yoktan var etmek manasında olsaydı halk ve ya yaratmak kelimelerine zıt gelirdi. Halk etmek yani yaratmak yoktan var etmek demektir.
Bu nazariyeti ispatlayacak ayetler şöyledir:
“İlk yaratılışta acizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe etmektedirler. Allah ilk yatılışta acizlik göstermediğine göre yeniden yaratmakta asla aciz değildir.” (Kaf Süresi 15)
“Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye böyle yapıyoruz. And olsun ilk yaratılışı bildiniz, düşünüp ibret almanız gerekmez mi?” (Vakıa süresi 60-61-62)

Geçen ayetlerde insanoğlunun hayvan gelebileceğine dair bir sürü deliller ve ayetler getirmiştik. İşte insanın bilmediği bir yaratılışta tekarar var olmasının anlamı budur. Çünkü insanların akıbetleri çeşit çeşittir.
Kuran-ı Kerim bazı insanların, ölümden sonra cennete girdiklerini, bazılarının cehenneme, bazılarının hayvan olduklarını, bazılarının da tekrar insan olduklarını ifade etmektedir. Bu durum garip bir şey değildir, normal görünmesi lazımdır.
Bırakın mutlak adalete sahip olan yüce Allah’ın kanununu, nisbi bir adalete sahip sahip olan insanlarda da aynı şekilde ve buna benzemektedir.
Federal
 
İleti: 55
Kayıt: 15 Eylül 2008, 15:43


Temel İnanç İlkelerimiz

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron